![]() |
GÜNEŞİN KOŞARAK DOĞUP, HÜZÜNLE BATTIĞI YER; BEYŞEHİR
Hafta sonunda bir gününüzü tarihi zenginlikler içerisinde, doğa güzellikleriyle baş başa, Beyşehir'de yaşamaya ne dersiniz? Aslında hiç de uzak değil. Selçuklular döneminde, Anadolu'ya hükmetmiş, Alaaddin Keykubad'ın başkenti, tarih ve doğa zengini ilçemiz, Konya'ya sadece 1 saat uzaklıkta.
Daha Beyşehir'e girerken, 700 yıllık tarihi Eşrefoğlu Camii karşılayacak sizi. 1278 yılında, Eşrefoğlu Süleyman Bey tarafından yaptırılmış. O günlerde hem ibâdet için kullanılmış, hem de zamana damgasını vuran önemli kararların alındığı merkez olarak değerlendirilmiş. 42 ağaç direk üzerine, çivi kullanılmadan, kündekâri tekniği kullanılarak inşa edilmiş, mimari türünün en önemli ve nadir örneklerinden biri. Mihrabında kullanılan çiniler dönemin nadir örnekleri... Minberindeki ahşap oymacılığı ile camii içinde, o günlerde çok amaçlı kullanılan kar kuyusu ile, mutlaka görülmesi gereken tarihi bir miras Eşrefoğlu Camii. Caminin dış mekânında yer alan bedesten, tarihi hamam, Eşrefoğlu Süleyman Bey'in türbesi ve tarihi kale kapısı kalıntısı da unutulmamalı.
Beyşehir – Isparta yolu üzerinde, 18 km uzaklıktaki Eflatun Pınar anıtı, M.Ö. 1300 yıllarında Hititler döneminde su tanrısına tapınak olarak yapılmış. Tapınak üzerindeki taşlarda yer alan motifler, o günün taş ustalığını gösteren en güzel örnekler olarak biliniyor. Yöreye özgü el yapımı minik eldiven ve patik satan civar köylü genç kızlardan kurtarabilirseniz kendinizi, Beyşehir’e geri dönebilirsiniz. Sağınızda ülkemizin en büyük üçüncü gölü olan Beyşehir Gölü ve onu kucaklayan, Torosların başlangıcı Anamas Dağlarının muhteşem görüntüsü, yol boyunca size eşlik edecek. Aynı zamanda Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü üzerinde irili ufaklı 33 tane ada mevcut. On beş yıl öncesine kadar, Türkiye’nin en önemli doğal kuş cennetlerinden birine sahipken, günümüzde koruma altına alınarak kuş türlerini çoğaltılmaya çalışılıyor. Beyşehir’e girişinizde, yeni köprünün üzerinden geçerken, Anamas dağlarına doğru sere serpe uzanmış Beyşehir Gölü, içinizde deniz kenarındaymışsınız izlenimi uyandıracaktır. Şimdi, estetik mimari yapısı ile göz dolduran, 100 yıllık tarihi taş regülatör manzarası ile, Konya Ovasını sulayan Çarşamba Çayı kenarında, Beyaz Park’ta çay molasının tam zamanı.
Sırada Fasıllar Köyü var. Yine Hititler dönemine ait, Atlı Kaya ve dünyanın en büyük taş anıtı olduğu tahmin edilen (72 ton olduğu söyleniyor) Kurt Beşiği Anıtı, Beyşehir – Seydişehir yolu üzerinde, 22 km uzaklıkta. Bölgede bulunan diğer yazı oymalı taşların yanında, bu iki dev kalıntı hayranlık uyandıracak tarihi değerler olarak, binlerce yıl öncesinden günümüze kadar ulaşmış.
Artık Beyşehir’e geri dönüp, Yeşildağ Leylekler Vadisinin konuklarını ziyaret edebiliriz. Yeşildağ Kasabası Beyşehir’e 33 km. uzaklıkta. Her yıl nisan ayında, yüzlerce leylek ailesi, Yeşildağ’a yerleşip, eylül ayına kadar, doğada görsel bir şölen sergiliyorlar. Özellikle doğa fotoğrafçılarının vazgeçilmezi haline gelen Leylekler Vadisi dışında, Anamas dağlarındaki karların erimesiyle coşan dereler ve eski değirmen mutlaka görülmeli. Şansınız varsa ve lâlelerin açma zamanına denk gelmişseniz, Yeşildağ’dan kolay ayrılamayacaksınız. Tarihi yapıları, evlerinin önünde hasır ören kasabalı kadınlar ve doyumsuz sohbetlerle tatlanan çay ikramları, Yeşildağ’dan ayrılmanızı zorlaştıracaktır. Ama siz, dünyanın en güzel gün batımını kaçırmamak için, Beyşehir’e geri dönmek zorundasınız. Yoksa gölün karşı tarafında, Selçuklu Sultanı Alâadin Keykubad için, yazlık saray olarak, mimar Saadettin Köpek tarafından yaptırılan, günümüzdeki tek Selçuklu Sarayı, Kubad-ı abad Sarayını görmeden ayrılmanızı hiç önermem.
Her mevsimde farklı bir noktadan, hüzünle batan güneşin oluşturduğu renk değişimi ile oluşan romantizmi yaşayabileceğiniz birçok nokta var. Beyşehir Gölünü neredeyse kuş bakışı görebileceğiniz Yaka Manastırı mı, yoksa yüksek mahallelerden biri olan Beytepeden mi? Göl kenarında, sazlıklar içinde, koro halinde size eşlik eden kurbağalarla mı, yoksa köprü üzerinden, balıkçıların dönüşünde oluşan nefis siluetlerle mi? Belki de, günlük düzenlenen tekne turuna katılıp, tekne üzerinden izlemek istersiniz.
Güneşin koşarak doğup, hüzünle battığı Beyşehir’den, akşam yemeğinde bir balık ziyafeti yaşamadan ayrılmayın sakın. Göl kenarında, bu ziyafeti güneşin batışından sonraki renk değişimi ile zenginleştirebileceğiniz birkaç tane lokanta var. Beyşehir’den ayrılmadan önce, tarihi regülatör üzerindeki rengarenk ışık şölenini izlemeyi unutmayın.
Artık Konya’ya dönme zamanı. Gün boyu yaşadığınız doğal ve tarihi zenginlikleri düşünürken, yolun nasıl bittiğini anlayamayacaksınız bile. Akyokuş’a geldiğinizde, her geçen gün biraz daha büyüyen Konya’nın ışıkları, milyonlarca meşale gibi karşılayacaktır sizi.
