![]() |
BİR ANADOLU İLÇESİNDEKİ YARIŞMANIN ARDINDAN….
Daha önce de bazı yazılarımda yazdığım gibi, insanların fotoğraf sanatına ilgilerini çekerek, fotoğraf dünyamıza yeni fotoğraflar, yeni fotoğrafçılar kazandırmanın en etkili yollarından biri fotoğraf yarışmalarını teşvik etmektir.
Beyşehir Meslek Yüksekokulu öğrencileri, Kongre ve Fuar Yönetimi dersi dönem ödevi olarak, bu yıl da Beyşehir'de kişisel bir sergi açmamı istediklerinde, yukarıda söz ettiğim düşünceden yola çıkarak, benim kişisel sergi açmam yerine, ulusal bir yarışma düzenlemelerini önerdim. Önce çok tedirgin oldular. Sergi açmak kolay iş. Fotoğraflar zaten hazır. Davetiye, afiş bastırıp, bir de kokteyl hazırladınız mı, etkinlik ve dönem ödevi hazır demektir. Ama yarışma organize etmek biraz daha fazla emek isteyen bir iş. Destekleyici firma bulmak, yarışma koşullarını belirlemek, jüri üyelerinin seçimi, başvuru formu ve afiş hazırlamak... Ulusal bir yarışmanın tüm ülkeye duyurulması gerekir. Gelecek fotoğrafların özenle korunması, jüri üyelerinin konuk edilmesi, sonuçların zamanında duyurulması, sergi albümü hazırlanması, sergi ve ödül töreni, plaketler, fotoğrafların geri gönderimi... Tüm bunları ayrıntılı anlatınca, öğrencilerin bu fikirden vazgeçeceklerini düşünmüştüm, yanılmışım. Beni hayrete düşürecek bir cesaretle, azimle ve görülmeye değer bir heyecanla, yarışma organizasyonunu kabul ettiler. Konya'da ve ilçelerinde fotoğraf etkinliklerine destekleyici firma bulmanın zorluğundan sürekli söz ederim ya, onlar bu işi de kolaylıkla çözdüler. En çok zorlandıkları konu, yarışmayı bir fotoğraf ustasının onuruna düzenleme düşüncesi doğrultusunda, kimin onuruna düzenleyeceklerine karar verme aşaması oldu. Öyle ki, birçok fotoğraf ustasının, hemen hemen bütün sergilerini, kare kare fotoğraflarını, yaşam öykülerini ezberlemiş gibiydiler. Günler süren değerlendirmeleri sonucu, yarışmayı İbrahim Zaman onuruna düzenlemeye karar verdiler. İki ay gibi kısa bir zamanda, TFSF desteği de alınarak, yarışma tüm ülkeye duyuruldu. Zamanın az olması nedeniyle, katılımın yetersiz olabileceği endişesine karşın, yarışmaya 205 katılımcı, 915 fotoğrafla katıldı. Ülkemizde düzenlenen yarışmalar için hiç de fena bir sayı değil aslında. İnanıyorum ki, yarışmanın İbrahim Zaman onuruna olması, yarışmanın prestijini artırdı. Yarışmaya son başvuru tarihi yaklaştıkça, okula gelen fotoğraf sayısının artması, sadece öğrencileri değil, tüm okul çalışanlarının da heyecanını artırıyordu. Özellikle AFAD üyelerinin ve Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencilerinin topluca fotoğraf göndermeleri, adeta bayram havası yaşattı. Jüri toplantısından bir gün önce, öğrenciler Beyşehir’deki tüm kargo şubelerini tek tek dolaşarak, gönderilmiş fotoğraflardan kargoda unutulmuş olabilecekleri kontrol ettiler. Artık her şey hazırdı.
Jüri üyeleri İbrahim Zaman, Nadir Ede ve Zeynep Özcan ile Konya’da buluştuk. Yarışma heyecanı tüm okulu öylesine sarmıştı ki, jüri üyeleri ile Konya’da buluşmamıza okul müdürü Caner Arabacı ile birlikte, okul müdür yardımcısı Mustafa Arslan ve Çetin bey’de eşlik ettiler. Federasyon gözlemcisi Cahit Sağlık’ı da alıp Beyşehir’e döndüğümüzde okulda tüm hazırlıklar tamamlanmış durumdaydı. Değerlendirme yaklaşık 7 saat kadar sürdü. Yarışmaya gönderilen fotoğrafların, değerlendirme aşamasında yıpranmaması için öğrencilerin gösterdiği özen ve özellikle fotoğrafları tutarken kullandıkları plastik eldivenler, hepimizi çok etkiledi. Fotoğrafların görsel kalitesi, katılımcıların yarışmaya ve İbrahim Zaman’a verdikleri önemi ortaya koyuyordu.
Yarışma sonrasında, birçok ilden, fotoğraf derneklerinden, fotoğraf severlerden alınan tepkiler genel olarak çok olumluydu ve yarışmanın gelecek yıllarda da devam etmesi gerektiği yönündeydi. Elbette ki, her zaman konuştuğumuz gibi, fotoğrafların görsel değerleri tartışılabilecektir. Ancak, bu öğrencilerin dönem ödevi olarak fotoğraf sanatını seçmiş olmaları çok önemlidir. Hayatlarında ilk kez yarışma organizasyonu yapan beş genç öğrencinin fotoğraf sanatı adına ortaya çıkardıkları, yaşadıkları heyecan, hazırlanan yarışma albümünün kalitesi, fotoğraf sanatının güvenilir ellerde yükseleceğinin göstergesidir. Bu tür etkinliklerde, gençlerimize daha çok sorumluluk vererek, onların ortaya koyacakları güzel eserleri izleyerek, tadını çıkarmak gerekiyor artık. Hiçbir reklâm kaygısı taşımadan, kişisel çıkar gözetmeden, sadece okumak için geldikleri bir ilçenin ve okullarının adını duyurabilmek çabasıyla bu yarışmayı organize eden öğrencileri; Semih Çarhoğlu, Figen Gezer, Yaprak Erdoğan, Yüksel Kalkan ve Züleyha Çetin’i tüm kalbimle alkışlıyorum. Anadolu’nun bir ilçesinde düzenlenen ulusal bir yarışmanın ses getireceğine inanarak, maddi destek sağlayan Selçuklu Mermer’e ve Konya Life dergisine, ayrıca öğrencileri verdikleri destekle cesaretlendiren Beyşehir Kaymakamı Cengiz Cantürk ve Beyşehir Belediye Başkanı Nazif Tekinöz’e teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki, fotoğraf sanatı Anadolu’daki heyecanlı gençlerin omuzlarında yükselecektir. Fotoğraf sanatına, yarışmalara katılımlarıyla destek veren fotoğraf dostlarının aynı ilgiyi, Konya Eczacı Odasının düzenlediği fotoğraf yarışmasına da göstereceklerine inanıyorum.
KONYA’DA İLK KEZ BİR KİTAP FUARI
Geçtiğimiz haftalarda ulusal gazetelerdeki duyurularda ve köşe yazarlarının yazılarında izlemiş olmalısınız. Konya’da ilk kez bir kitap fuarı düzenlendi. Öyle ki, bazı gazetelerde, sanki Konyalı hiç kitap okumazmış da, şimdi bu fuarla okumaya başlıyormuş gibi “Konya’da Kitap Zamanı” diye başlıklar bile kullanıldı. Oysa 75.000 öğrenciye sahip Selçuk Üniversitesinin de katkısıyla, yıl içinde o kadar çok kültürel ve sanatsal etkinlikler düzenleniyor ki, biz Konyalılar olarak, birçoğuna yetişemiyoruz bile.
Ulusal gazetelerimizin köşe yazarları, yazarlarımız, şairlerimiz fuar boyunca Konya’ya geldiler. Kimler yoktu ki; Altan Öymen, Doğan Hızlan, Deniz Kavukçuoğlu, Hasan Ali Toptaş, Ahmet Ümit, Banu Avar ve diğerleri…
Fuar süresince, fuar alanında sürekli fotoğraf yayınları, ya da fotoğrafçılar aradım. Ne yazık ki göremedim. Evet, yıl içinde gerek üniversitenin fotoğraf kulübü, gerekse fotoğraf toplulukları tarafından karma ya da kişisel sergiler, dia gösterileri düzenleniyor. Ancak, Konya’da ilk kez düzenlenen bir kitap fuarında ulusal basında yer alan bir organizasyonda, derneklerin ve fotoğraf topluluklarının bu fırsatı kaçırmayacaklarını düşünüyordum. Fuardaki binlerce yayın içinde, ısrarlı arayışlarım sonucu sadece üç tane yayın görebildim. Sayın Engin Özendes’in “Türkiye’de Fotoğraf”, Prof. Güler Ertan’ın “Türk Fotoğrafında1960 Sonrası” ve Alberto Modiano’nun derlediği “Türk Fotoğrafında Çıplak” isimli yayınlar. Onlar da sadece birer tane.
Fuar içinde stantları dolaşırken, Konyalı belgesel fotoğrafçı Zeki Oğuz’un standını görünce, yüreğime sular serpildi. Ancak, onun da fotoğraf yayınları yerine, öykü kitaplarına yer verdiğini görünce, hayal kırıklığına uğradım. Yine de bir fotoğrafçıyı fuarda görmek mutlu etmişti beni.
İnanıyorum ki, gelecek yıl Konya’da yeniden bir kitap fuarı düzenlenecektir. Fotoğrafın gelişmesi için, fotoğraf üzerine yayınları bulunan fotoğraf sanatçılarının bu kez, ortaklaşarak da olsa, bir “fotoğraf yayınları” standı düzenleyerek, birikimlerini Konyalı fotoğraf severlerle paylaşacaklardır.
Hepinize bol ışıklı günler diliyorum. Yüreğinizdeki ve gözünüzdeki ışık hiç eksilmesin.
