UMUT AĞLARDA

 

  Umut takılı kaldı ağlarda.

  Balıkçı,

  Boş çıkınca ağlar da,

  Balık,

  Dolduğunda ağlar...

  Gözyaşları karışır sulara,

  Gözyaşlarıyla ıslanır ağlar...

 

      Her seferinde sessiz sakin bir bekleyişle başlar gün gölün sakin sularında. Kayık, sessizce bekler sularda umuda yolculuğu. O, sadece aracıdır. Ne balığın hüznüne taraftır, ne balıkçının sevincine... Güneş tam tepeye yükselince, balıkçı Ramazan düşer yollara. Suları yara yara yol alır en derin yerlerine gölün. Her gün, nasırlı elleriyle beş bin metre ağ serer yosunlu sulara. Her gün beş bin umut eker. Her kulaçta, umut eker, sevda eker, gelecek eker gün boyu. Güneşin son ışıkları ateşe boyarken gölü, umutlar serpilir sulara. Son heyecanlar ya bir serpmededir, ya da son bir oltanın ucunda... Güneş, koşarak doğduğu kentin üzerinde, hüzünle batmaktadır şimdi. Balıkçı Ramazan, ıssız adada, dolunayın ışığıyla paylaşır sevdasını... Üç çocuğunun özlemini, göldeki yakamozlara anlatır. Her gece kurbağaların korosuna eşlik ederek söyler en güzel sevda türkülerini. Bir bardak demli çayla paylaşır geçim derdini. En güzel rüyalarını göklerdeki yıldızlarla doldurur. Umutla, heyecanla biten her geceden sonra, daha güneş doğmadan, yine yeniden bir umutla başlar gün. Güneşin ilk ışıklarıyla, umudun yolculuğu başlar. Balıkçı Ramazan, umutla çeker ağları. Ağ doldukça, Ramazan'ın gözleri sevinçle ışıldar. Ağı sımsıkı kavradıkça her çekişinde, evine ekmek, karısına sevda, üç kızına gelecek çeker... Balık için hüzündür, ayrılıktır, çaresizliktir... Aslında özgürlük yarım metre ötededir balık için. Yarım metre ötede sevdası... Son gayretleriyle çırpınır kendini sulara atabilmek için. Suda bıraktığı sevdasına ulaşabilmek için, son çırpınışlarıdır. Ağ doldukça, balıkçı Ramazan'ın sevinçten dolarken gözleri, balık, yaşamının son gözyaşlarını karıştırır sulara. Ağların ıslaklığı göl suyundan değildir artık. Umut,  gözyaşlarıyla ıslanan ağlardadır. Aslında bu öykü hepimizin öyküsüdür. Umut sadece balıkçı Ramazan'ın ağında değil, bazen bıçakçı Zekeriya amcanın keskin bıçağında, son usta Dursun amcanın at arabası tekerinde, bazen de Arastadaki yorgun yorgancının iğnesindedir.

      "Umut Ağlarda" isimli fotoğraf sergisinin fotoğrafları, dört yıllık bir çalışmanın ürünüdür. Beyşehir'de yaşıyor olmanın verdiği kazançla, dört yıl boyunca, Beyşehir gölündeki balıkçıların fotoğraflarını çekerek hazırlanmıştır. Defalarca balıkçılarla balığa çıkarak, onların yaşamlarını, sevda öykülerini, gelecekten beklentilerini, geçim kaygılarını, adada geçen gecelerde paylaşarak hazırlanmıştır. Bu fotoğrafların çekiminde sağladığı katkı, gösterdiği sabır ve paylaşım için Yeşildağ'lı balıkçı Ramazan Başoğlu'na ne kadar teşekkür etsem azdır. Sergideki otuz beş fotoğraf, dört yıl içinde çekilen binlerce fotoğraftan elenerek, öyküyü oluşturmak için ayrılan 100 fotoğrafın içinden seçilmiştir. "Umut Ağlarda", beş bin balıkçıya ekmek kapısı olan bir gölde, umudun öyküsüdür. Göllerimizin kaybolması demek, her gölde en az beş bin balıkçının işsiz kalması demektir. Doğayı hoyratça kullanmamız sonucu yitip giden göllerimizin belki de son öyküsüdür. Doğayı korumak görevimizse eğer, umutlarımızı, geleceğimizi kaybetmemek için, Beyşehir Gölüne, Akşehir Gölüne, Eber Gölüne, Meke’ye, Tuz Gölü’ne sahip çıkmalıyız. Kaybolmaya yüz tutmuş yöre göllerimiz için hepimize çok görev düşmektedir. Ama bunları fotoğraflarla belgelemek ve ortaya çıkarmak için önce bizlere, dernek üyelerine görev düşmektedir. Ve o bölgede yaşayan herkese... Bizlere hayat veren sularımızı kaybetmemek için, el ele güç birliği içinde çalışmalıyız.

 Sevgiyle, umutla, ışıkla dolu günler diliyorum.

 

 

Ana Sayfa
Reha BİLİR
Yazılar
Hakkında
Linkler
İletişim