![]() |
ZORDUR REHA BİLİR’İ ANLATMAK!..
Reha Bilir’i anlatmak hem çok kolay, hem de çok zor…
Kolay...
Çünkü, sadece aldığı ulusal ve uluslararası ödülleri bile sıralasam bana
ayrılan yer dolar.
Ödüllerden başka açtığı sergiler, yaptığı onlarca fotoğrafik gösteri var.
Jüri üyelikleri… Yayınladığı kitaplar… Sahip olduğu unvan… Fotoğraf
oluşumlarındaki örgütsel hizmetleri…
Ama Reha Bilir’i anlatmak çok zor!...
Zorluk, bu saydıklarımın, O’nun dünyasının ancak bir kısmı olmasından
kaynaklanıyor.
Yani asıl Reha Bilir; ödüllerin, kitapların, sergilerin, gösterilerin
arkasındaki Reha Bilir…
Ben o Reha Bilir’i anlatmaya çalışacağım.
Yalnız bir adamdır Reha Bilir…
Bu kadar başarının arasında yalnız!
Ama zaten onu yalnız yapan da başarıları.
Bir dağcıyı düşünün, ulaşılması güç bir zirveye tırmanmaya hazırlanıyor.
Dağın eteklerinde birçok uğurlayanı olacaktır. Ayrıca alışveriş yaptığı
insanlar… Kaldığı yerin çevresindeki kişiler. Çıkmaya hazırlandığı çetin
yolculuktaki yol arkadaşlarını da unutmayınız.
Zirveye doğru tırmanmaya başladığında, bakkal, şoför, otelci gibi sıradan
kişiler zaten eksilirler. Geriye sadece yol arkadaşları kalır. Performansı
zorlu yolculuğa yeterli olmayan bazı yol arkadaşları da, zirveye doğru
gittikçe tırmanmayı bırakacaktır ve zirveye ulaşana dek de tırmanan insan
sayısı azalmaya devam edecektir. Kısacası Zirve, ancak yolculuğun
zorluklarına dayanabilecek bilgi ve mücadele gücüne sahip olanların
çıkabileceği yerdir.
Tabiî ki yalnız bir adamdır Reha Bilir…
Zirvede olmanın oluşturduğu doğal bir yalnızlık(!)tır O’nun ki.
Yalnız diyorum… Tanıdığı kişilerle hemen ilişki kurabilecek kadar sıcak, bir
anda etrafında onlarca kişiyi toplayacak kadar karizmatik, istenildiği zaman
yardıma koşacak kadar hümanist bir insanın paradoksal yalnızlığı…
Aynı zamanda, bir bilim insanıdır Reha Bilir…
Hayatını kazandığı eczacılık biliminden bahsetmiyorum.
O “Fotoğraf”ı bilimsel bir titizlikle yapar. O’nun için “Fotoğraf” dünyayı
iyiye doğru değiştirmek uğruna kullandığı bir araçtır. Matematik, fizik,
kimya veya tıp gibi…
Gözler… Araştırır… Yorumlar… Yorumladıklarını sınar… Fotoğraflarını çeker…
Çektiklerini (gözlemlerini en iyi anlatabilmek için) değiştirir… Ve sunar…
Sununca bitmez… Beklediği izleyenlerin, izledikten sonra değişmesidir.
Yeterince değiştiremediyse, usanmaz… Bir kez daha gözler… Araştırır… Ve
diğerleri…
Bir felsefecidir Reha Bilir. Belki de bir Filozof…
Yaptığı her şeyin altında bir hayat görüşü gizlidir. Hayat görüşünü besleyen
de entellektüel birikimidir. Büyük bir fikri, küçük bir sözcükle
anlatıverir.
Zaten sanatsal yaşamında araç olarak “Fotoğraf”ı seçmesi onun içindir.
“Fotoğraf” da; “Ne anlatacaksan anlat, ama kısaca… Anlatacaklarını uzun
kenarı 8, kısa kenarı 5 olan bir dikdörtgene (*) sığdır” demez mi?
Kısacası zordur Reha Bilir’i anlatmak…
Zordur Reha Bilir’i, uzun kenarı 8, kısa kenarı 5 olan bir dikdörtgen içine
sığdırmak.
Çünkü, ben felsefeci değilim!
(*) (Her nedense biz fotoğrafçılıkta bu dikdörtgene kare diyoruz.)
Haluk UYGUR - EFIAP
