REHA BİLİR     -   AFIAP - HON.FBPS

“TEK NEFESTE AŞK, HİÇ, SONSUZLUK, SIR”

           

Türk fotoğraf sanatı tarihi içinde yer alacağını umduğum ve gerek yurt içinde, gerekse de yurt dışında bana çok önemli kapılar açan çalışmalarım “Tek Nefeste Aşk, Hiç, Sonsuzluk ve Sır” adlı fotoğraf serileri, dört farklı kitapta toplanmış ve fotoğraf sanatıyla ilgilenen tüm dostların beğenisine sunulmuştur.

2009 yılının Eylül ayında başlanan kitapların basımı 2010 yılının Aralık ayında tamamlanmıştır. Böylece dört farklı kitabı tek çatı altında toplayıp tasavvuf felsefesinin ulaştığı noktaları, yine tasavvuftan yola çıkarak, farklı bakış açıları sergileyerek, hatta hayal üstü öğelere de yer vererek bir daha düşünmek ve düşündürmek amaçlanmıştır.

            İlk kitapta yer alan Tek Nefeste Aşk’ın öyküsü 2004 yılında başladı. Tahir KASIMOV ve Mutluhan TAŞ’ ın resimleri, Anar EYNİ’nin heykelleri ve benim de 2000 yılından beri çekmeye başladığım fotoğraflarımın bulunduğu bu proje, çok ses getirdi.  Ülkemizin birçok yerinde ve yurt dışında birçok ülkede sergilendiği gibi, TRT’de de dizi program olarak yayınlandı.

2009 yılının Eylül ayında Konya Kültür Müdürü Sayın Mustafa ÇIPAN’ın önerisiyle Tek Nefeste Aşk, kitaplaştırıldı ve tasavvufa açılan dört farklı pencereden biri oldu. Yeryüzünde nefes alan her canlının Hz. Mevlâna’ nın “Ne olursan ol, yine gel!” sözünden yola çıkarak, bir gün mutlaka kendisini yaratan yüce varlığa döneceğinin hikâyesini anlatan bu fotoğraflar, semâ törenlerinde doğrudan çekim tekniği ile elde edilmiş karelerden oluşmaktadır.

  Kitaplardan bir diğeri olan “Hiç” ise, Hz. Mevlâna’nın “Hiç olduk, yok olmayız artık; yok, yok olur mu?” sözünden yola çıkarak “yok oluş” felsefesini anlatmaktadır. 2005 yılında çekmeye başladığım bu serinin fotoğrafları, uzun pozlama tekniği ile elde edilmiştir.

  2007 yılından itibaren, geçmiş dönemlerde çekmiş olduğum semâzen fotoğraflarını dijital ortamda yeniden anlamlandırarak elde ettiğim “Sonsuzluk” serisinin kareleri ise Hz. Mevlâna’nın  “Hamdım, piştim, yandım.” cümlesinden hareketle; yaşarken kazanılanların insanoğlunun tecrübelerine dökmesini ve bu şekilde devam ederek yaşamayı sürdürmesini dile getirmektedir.

   Dörtlü serinin son noktası olan “Sır” ise, bin bir hayranlıkla izlediğimiz ve bizi mistizmin doruklarına ulaştıran semâ törenlerinde yer alan kişilerin, aslında içimizden birileri olduğunu göstermektedir. Bu serinin fotoğrafları özellikle siyah beyaz çekilerek; beyaz renk doğumu, siyah renk ölümü, gri tonlar ise yaşamda elde edilenleri vurgulamakta, ayrıca karelerin etrafında bulunan beyaz çerçeve ise yeniden doğuşu, yeniden temizlenmeyi simgelemektedir.

   Bu dört kitabın önsözlerinde yer alan şiirler ise, tüm yaşantımı kaplayan ve asıl mesleğimden de öne çıkarak oldukça hareketli geçen fotoğraf uğraşımın arasında soluk alıp dinlendiğim ve bakış açımı yeniden gözden geçirdiğim noktalardır.

            Dört kitaplık bu setin her aşamasındaki katkılarından dolayı sanatçı dostlarım Anar EYNİ, Mutluhan TAŞ, Tahir KASIMOV’a, Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu Müdürü Sayın Ömer Faruk BELVİRANLI’ya, Mustafa HOLAT hocama, Fahri ÖZÇAKIR hocama, Sami KÜÇÜK’ e, topluluk sanat yönetmeni Sayın Yusuf KAYYA’ya; beni ekibin içinden biri olarak kabul eden tüm semâzen ve mutrîp heyetinde yer alan sanatçı arkadaşlara, Konya Mevlâna Kültür Merkezi’nde görevli olup bu çekimler sırasında güler yüzleriyle bana cesaret verip destek sağlayan tüm gönül dostlarıma ne kadar teşekkür etsem yetersiz kalacaktır. Ayrıca bu dört kitabın hazırlanışında sınırsız desteği ile yaptığım çalışmanın Türk fotoğrafında kalıcı olarak yer almasını sağlayan Konya Valimiz Sayın Aydın Nezih DOĞAN’ a; Konya İl Kültür ve Turizm Müdürümüz Sayın Mustafa ÇIPAN’a; grafik tasarımındaki katkılarından dolayı Metin HAKLI’ ya; İngilizce çevirilerindeki katkılarından dolayı Nezih ONUR ve Mehmet ULU’ya ve yazıları ile bu yayınlara değer katan Esin ÇELEBİ BAYRU hanımefendiye, İbrahim ZAMAN ağabeyime, Anar EYNİ’ ye, Mutluhan TAŞ’ a, İlham ENVEROĞLU’ na, Emre İKİZLER’ e, Ömer Serkan BAKIR’a; Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi dekanı Prof. Dr. Haluk Hadi SÜMER’ e ve can dostum Halûk UYGUR’ a sonsuz teşekkürler…

 

Tek Nefeste Aşkla Hiçe ulaşmaya çalıştığımız Sonsuzluk yolculuğunun Sırrı birlikteliğimizdedir. Bu birlikteliliğe güç veren tüm gönül dostlarına “Aşk Olsun”

 

 

GİRİŞ